Beni hep bu güzel havalar mahvetti diyenlerden
misiniz yoksa gençliğim ders çalışırken geçip gitti diyenlerden mi? Bazı
şeylerin dengesini kurmak zordur. Birini yakalayayım derken diğeri saniyeler
içinde elimizden kayıp gidebilir . Hayat kendi akışında bile zor değilmiş
gibi bir de engeller çıkıveriyor karşınıza, sonra çıkış yolunu ara ki bulasın.
Böyle durumlarda doğru olan mantıklı olan elbette kişiden kişiye değişir.
İçimde dert olarak kalan bu konuyu bir örnekle daha da açmak istiyorum
sizlere. Dağın başında diye tabir edilebilecek hem ulaşım hem de sosyal alandan
yetersizlikler içinde akademik yönden de olabildiğince zor bir üniversite
düşünün. Her üniversite gibi bizimkinde de geleneksel bahar şenlikleri
kutlanıyor, ancak maddi imkansızlıklar gibi küçük bir fark yüzünden kendi
imkanlarımızla yetinmek zorunda kalıyoruz. Neyse ki her ortamda eğlenmeyi
başarabilen insanlarız. Şimdi her şey olabilir insanlık hali denilebilecek
kadar normalleştirilebilir peki tam da bu kısıtlı imkanlarda yaşamaya çalışan
yirmilerinin başındaki gençlere aynı kampusta yaşayan hocalarımızın gözleri
körmüş gibi baba sınavları dayatmalarına kaç puan? Her ODTÜ lü gündüz çalışır
gece eğlenir gibi bir genelleme vardır bunu kabul ediyoruz ancak bu normal
hafta sonları için geçerli. Zaten eğlenceye aç insanlara sabahlara kadar
eğlenme fırsatı çıkmışken neden? Hadi çok çalışkanız çalışmaya ihtiyacımız yok
diyelim, peki bu ODTÜ lü yavrumuz sabah 6da eve dönüp 9daki sınava nasıl
yetişsin, nasıl başarılı olsun? Zaten çalıştığımız her sınavdan geçmek gibi bir
garantimiz de yok. Öyleyse siz olsanız hocalara saygılarınızı iletip seneye
yine bekleriz mi dersiniz yoksa en güzel yirmililerinizden bir yıla daha
şenliksiz bir çentik atmayı mı tercih ederdiniz? Seçim sizin :)
No comments:
Post a Comment