Thursday, May 19, 2016

Arkadaşınızın sevgilisini başka biriyle yakalasanız ne yapardınız?

Sevgililik bazen iki insanı kendinden alıp götüren, çevresine, ailesine, arkadaşlarına hatta kendine karşı bile yabancılaştıran değişik bir ilişki tanıma girebiliyor. İnsanlar nedeni bilinmediğini düşündüğüm bir sebepten mantıklarını kaybetmişçesine her şeylerini sevgililerine adıyor ve dış dünyaya kendini kapatabiliyorlar. Böyle durumlarda çevrelerindeki normal insanların da dengelerini ve değerlerini alt üst edebiliyorlar haliyle. Daha iyi oturması için hadi biraz canlandıralım.  Tüm vaktinizi açık hava bir alışveriş merkezinde geçirdiğiniz güzel güneşli bir günde, tatlı ufak bir telaşın içindesiniz, tam o sırada gözünüze çok da yakın mesafede olmayan birisi çarptı. Yakın bir arkadaşınızın sevgilisi, ancak o da ne! Yanındaki fazla samimi olan kişi sizin arkadaşınız değil de bir başkası. Olduğunuz yerde kalakaldınız, şaşkınlığınızı gizleyemiyorsunuz ancak onlar sizi farketmiyorlar bile. Tam o anda ne yapabilecekleriniz aklınızdan hızlıca film şeridi gibi geçiyor. Arkadaşınızı arayıp hemen oraya çağırsanız belki de sizin yanlış anlamanız yüzünden bir ilişki sonlanacak, ancak hiç de yanılıyormuşsunuz gibi durmuyor. Saklamayı, hiç karışmamayı düşündünüz, kendinizi arkadaşınızın yerine koydunuz... Ne yapsanız bir türlü doğru karar veremiyorsunuz. Aynısı sizin başınıza gelse mutlaka bilmek isterdiniz ancak arkadaşınız ne tepki verir ondan da çok emin değilsiniz. Sizin söylediklerinize inanmayıp üstüne bir de haksız duruma düşmek de var. Malum ruh hali:sevgililik. Siz olsanız tüm riskleri göze alıp söyler miydiniz yoksa riske atmayıp gözlerinizi kapatıp hayatı akışına mı bırakırsınız?

Monday, May 2, 2016

ODTÜ de Şenlikler - tür:korku,dram,gerilim imdb:7,3

Beni hep bu güzel havalar mahvetti diyenlerden misiniz yoksa gençliğim ders çalışırken geçip gitti diyenlerden mi? Bazı şeylerin dengesini kurmak zordur. Birini yakalayayım derken diğeri saniyeler içinde elimizden kayıp gidebilir . Hayat kendi akışında bile zor değilmiş gibi bir de engeller çıkıveriyor karşınıza, sonra çıkış yolunu ara ki bulasın. Böyle durumlarda doğru olan mantıklı olan elbette kişiden kişiye değişir. İçimde dert olarak kalan bu konuyu bir örnekle daha da açmak istiyorum sizlere. Dağın başında diye tabir edilebilecek hem ulaşım hem de sosyal alandan yetersizlikler içinde akademik yönden de olabildiğince zor bir üniversite düşünün. Her üniversite gibi bizimkinde de geleneksel bahar şenlikleri kutlanıyor, ancak maddi imkansızlıklar gibi küçük bir fark yüzünden kendi imkanlarımızla yetinmek zorunda kalıyoruz. Neyse ki her ortamda eğlenmeyi başarabilen insanlarız. Şimdi her şey olabilir insanlık hali denilebilecek kadar normalleştirilebilir peki tam da bu kısıtlı imkanlarda yaşamaya çalışan yirmilerinin başındaki gençlere aynı kampusta yaşayan hocalarımızın gözleri körmüş gibi baba sınavları dayatmalarına kaç puan? Her ODTÜ lü gündüz çalışır gece eğlenir gibi bir genelleme vardır bunu kabul ediyoruz ancak bu normal hafta sonları için geçerli. Zaten eğlenceye aç insanlara sabahlara kadar eğlenme fırsatı çıkmışken neden? Hadi çok çalışkanız çalışmaya ihtiyacımız yok diyelim, peki bu ODTÜ lü yavrumuz sabah 6da eve dönüp 9daki sınava nasıl yetişsin, nasıl başarılı olsun? Zaten çalıştığımız her sınavdan geçmek gibi bir garantimiz de yok. Öyleyse siz olsanız hocalara saygılarınızı iletip seneye yine bekleriz mi dersiniz yoksa en güzel yirmililerinizden bir yıla daha şenliksiz bir çentik atmayı mı tercih ederdiniz? Seçim sizin :)